M.Kemal Atatürk
ataturk14vh7.jpg
Ana Menü
Anasayfa
Bağlantılar
Resimler
Haberler
Faaliyetler
Duyurular
Rumeli-Balkan
Genel Bilgiler
Tarihi Eserler
Ülkeler
Namaz Vakitleri
İstatistikler
Üyeler : 31
İçerik : 1122
Web Bağlantıları : 102
Tıklanma : 93948
Kimler Sitede
Şu anda 3 konuk çevrimiçi
Galeri Bilgileri
  • Resimler:   188
  • Kategoriler:   16
  • Tıklananlar:   12198
  • Yorumlar:   65
  • Oylamalar:   56
Resimler
E - Konsolosluk

İletişim

Adres: Büyükpostane Cad. Hekim Çıkmazı No: 11 Ara Han Kat:2 / 203 Sirkeci - Eminönü / İstanbul

E.Posta: rumelibalkanfederasyonu@yahoo.com

Tel & Faks: +90 212 527 07 87

Balkanlarda 22 bin Osmanlı eseri çıktı PDF Yazdır e-Posta
Hayrettin Turan tarafından yazıldı.   
Pazar, 27 Aralık 2009 10:37

OSMANLI MİRASI KAYIT ALTINDA -1-

DÜNYADAKİ TÜRK KÜLTÜR VARLIKLARININ BELİRLENMESİ PROJESİNDE SONA GELİNDİ
Üç kıtada yapılan envanter çalışmaları Türk Osmanlı medeniyetinin ihtişamını bir defa daha gözler önüne sererken sınırlarımız dışında kalan tarihî ve kültürel mirasın nasıl perişan bir halde olduğunu ortaya koydu.




SULTAN MURAD TÜRBESİ GÜL BAHÇESİ GİBİ
Osmanlı eserlerinin çokluğuyla dikkat çeken ülkelerin başında gelen Kosova’da son olarak Sultan Murad Türbesi’nin restorasyonu tamamlandı. 1389’da Kosova Meydan Savaşı’nda şehit edilen Sultan I. Murad’ın, Balkanlar’ın 1912 yılında Osmanlı’nın elinden çıkmasıyla bakımsız kalan türbesi, Türkiye Diyanet Vakfınca yeniden ayağa kaldırıldı. Padişahın iç organlarının medfun bulunduğu Priştine’deki türbe, eski ihtişamıyla ziyarete gelen Osmanlı torunlarını ağırlamaya başladı. Kosova’yı işgal eden Sırplar’ın kin ve nefretlerini en fazla gösterdiği yer olan tarihi türbenin çevre düzenlemesi de yapıldı. Restorasyon çalışmaları sırasında türbeyi 4 asırdır bekleyen ailenin son temsilcisi olan türbedara da lojman inşa edildi.



Sultan Murad Türbesinin selamlık bölümü tamiratın ardından hayranlık uyandıran bir görünüme kavuştu.


Sunuş
Asırlarca dünya siyasetine yön veren Osmanlı Devleti’nin, geçtiğimiz yüzyılın başında tarih sahnesinden çekilmesinin ardından, ülke sınırları içinde yaşayan toplumlar ve ecdad yâdigarı eserler sahipsiz kaldı. Bu fırsattan hareketle Osmanlı mirasçıları arasındaki maddi-manevi bağlar koparılmaya çalışıldı. Özellikle Balkanlarda kurulan yeni devletler, Osmanlı eserlerine karşı bilinçli bir kıyım başlattı. Köprüler bombalandı, camiler striptiz kulübü yapıldı, türbeler ve kabir taşları yerle bir edildi. Ancak tarih yapan bu kadim medeniyetin torunlarının, tarih, düşünce, kültür ve bilim dinamikleri hesaba katılmadı. Son yıllara kadar yıkıma mahkûm edilen bu ülkelerdeki Osmanlı eserleri bir bir ayağa kaldırılmaya başlandı. Bu dizi yazımızda; Kırım’dan Kosova’ya, Makedonya’dan Mısır’a, Ürdün’den Suriye’ye, Cezayir’den Tunus’a kadar üç kıtada halis düşünce ve örnek gayretlerle yürütülen çalışmaları anlatacağız. Osmanlı medeniyetinin bu topraklardaki nişanelerini yenileme hikayeleri sizi de etkileyecek.



TTK Başkanı Yusuf Halaçoğlu

Türk Tarih Kurumu’nun (TTK), 5 yıl önce başlattığı yurt dışındaki Türk kültür varlıklarının envanterini çıkarma projesinde sona yaklaşıldı. Balkanlarda Dişişleri Bakanlığı, Kültür Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) ve Diyanet İşleri Genel Müdürlüğü’nün girişimleriyle tarihi eserler yeniden restore edilerek eski ihtişamlarına kavuşturuluyor.
Çalışmalar konusunda sorularımızı cevaplayan TTK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, yurt dışındaki eserlerimizin bir kaç ülke haricinde hepsinin kayıt altına alındığını açıkladı. Osmanlı Devleti’nin hakimiyetindeki üç kıtada, Orta Doğu, Orta Asya, Afrika ve Avrupa ülkelerine gönderdikleri uzmanlarca, şu ana kadar tesbit edilen eserlerin kaydedildiğini belirten Halaçoğlu, sadece Balkanlarda tesbit edilen eser sayısının 22 bine ulaştığını söyledi.

BULGARİSTAN ŞAŞIRTTI
Prof. Yusuf Halaçoğlu, Kırım, Bulgaristan, Kosova, Makedonya, Mısır, Tunus, Ürdün, Suriye, Macaristan, Romanya, Hırvatistan, Irak, Sudan, Cezayir, Tunus, Libya, İran gibi ülkelerde yürütülen çalışmalar tamamlandığında herkesi çok şaşırtacak nitelikte bir dökümanın ortaya çıkacağını belirtti. Çalışmaları yürüten ekipte, mimar, tarihçi ve sanat tarihçilerinin yer aldığını vurgulayan Halaçoğlu, “Örneğin Bulgaristan’da 78 mimari yapı var sanılıyordu, biz 500’ün üzerinde Türk kültür varlığı tespit ettik. Çalışmalarımızda her gittiğimiz ülkede, o ülkeden bir uzmanı da yanımıza aldık. Çok büyük bir medeniyeti ortaya çıkarıyoruz. Somali’den Çin’e uzanan bir medeniyet bu” diye konuştu.
Hâlâ cami, medrese, türbe, çeşme, köprü, bedesten, han ve kervansaray gibi binlerce vakıf eserinin Türkiye’nin ilgisini beklediğini anlatan Prof. Dr. Halaçoğlu, bunların restorasyonu için de gerekli görüşmelerin yapıldığını ifade etti. Halaçoğlu, “Bu eserlerle ilgili envanter çalışmalarımız hızla devam ediyor. Eserlerin durumu hakkında rapor hazırlıyoruz” dedi.

KOSOVA SAHİP ÇIKTI
Balkanlardaki Türk varlığının en çok hissedildiği ülkelerin başında gelen Kosova’da tarihi mirasımız artık emin ellerde. Avrupa’nın bu çiçeği burnunda ülkesinde tam 229 eser tespit edildi. Prizren ve Priştine’de onlarca cami, türbe, çeşme, köprü, medrese, hamam ve eski konak restorasyon sırasını bekliyor. Kosova Hükümeti, bakıma ve onarıma ihtiyacı olan eserleri korumak amacıyla özel bir komisyon kurdu. Uzmanlardan oluşan kurul, başta UNESCO verileri olmak üzere birçok belgenin yardımlarıyla onarımı yapılacak eserlerin listesi hazırlandı.

SİNAN PAŞA YADİGÂRI
TİKA ve Türkiye Diyanet Vakfı, Piriştine’de ve Prizren’de Sinan Paşa Camii, Fatih Camii ve bazı hamamlarda restorasyona başladı. Önemli Osmanlı eserlerinden biri sayılan Prizren’deki Sinan Paşa Camii’nin önümüzdeki ay ibadete açılması bekleniyor. Akçaylar Restorasyon İnşaat Şirketi tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, caminin iç duvarları, kubbesi, revak ve şadırvanı onarılıyor ve çevre düzenlemesi yapılıyor.



İSTANBUL CAMİLERİ GİBİ
Beylerbeyi ve ikinci vezir olan Sinan Paşa’nın 1615 yılında yaptırdığı Sinan Paşa Camii, Prizren’in sembol eserlerinden biri. İstanbul merkezli klasik dönem Osmanlı mimari sanatsal anlayışının Balkanlar’daki temsili olan tarihî cami; ince, yüksek minaresi ve kurşun kaplamalı kubbesiyle şehre tepeden bakıyor. 1968 yılında Osmanlı El Yazmaları Müzesi’ne dönüştürülünce, uzun yıllar ibadete kapalı kalan cami restorasyonun ardından müminleri ağırlamaya devam edecek.



TURİZME AÇILACAK
Kosova Adalet Bakan Yardımcısı Altay Suroy, Osmanlı eserlerine sahip çıkılması yönündeki çalışmalarıyla biliniyor. Suroy, 524 yıllık Osmanlı dönemi tarihi ve kültür mirası hakkında kaleme aldığı kitaplarla ve konferanslarla yeni nesli bu konuda bilinçlenmesini sağlıyor. 16 kitaba imza atan Altay Suroy, “Bağımsızlığının ardından Kosova, kültürel zenginliğini turizme açacaktır. Türkiye’deki acenteler seyahat düzenleyerek, konuklarımıza eski tarihlerini yaşatabilir” dedi.

Ata yadigârları kültür dağıtıyor

OSMANLI MİRASI KAYIT ALTINDA -2

Osmanlı’nın iz bıraktığı coğrafyadaki mimarlık harikası birçok tarihî eser, kültür yuvası olarak hizmet veriyor

Image

TİKA Başkanı Musa Kulaklıkaya, 1 milyar 700 milyon doları bulan yardım potansiyeliyle kurumun yurt dışındaki Türk eserlerine sahip çıktığını, çalışmaların bölge insanlarına moral verdiğini söyledi.

Savaşlardan ve bakımsızlıktan dolayı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan Balkan ülkelerindeki Osmanlı eserleri Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) tarafından ayağa kaldırılmaya başlandı. TİKA Başkanı Musa Kulaklıkaya, son yıllarda dünyanın değişik yerlerinde çeşitli çalışmalarıyla sınıf atlatan işlere imza atan Türkiye’nin yardım alan değil yardım veren bir ülke haline geldiğini söyledi. Kulaklıkaya “Türkiye; ABD, Japonya, Kanada ve İngiltere gibi ülkelerin yanında hatırı sayılır yardımlarla öne çıkmaya başladı. 2007 yılı rakamıyla 1 milyar 700 milyon doları bulan yardım potansiyeline ulaştık. İmparatorluk dönemlerinden beri vermeyi seven bir milletin çocuklarıyız biz, hem de karşılıksız” dedi.

SAHİP ÇIKACAĞIZ
Başkan Musa Kulaklıkaya şöyle devam etti: “TİKA’nın en önemli misyonlarından biri Türk kültürünün iz bıraktığı coğrafyadaki tarihî eserlerin korunması. TİKA olarak tarihî mirasa sahip çıkacağız. Bu paralelde birçok tarihî eseri ayağa kaldırdık. Kosova’da Sultan Murad Türbesi, Sinan Paşa Cami, Bosna Hersek’teki Mostar ve Konyiç Köprüleri, Üsküp’teki Taş Köprü, Kırım’da Zincirli Medrese ve Hacı Giray Han Türbeleri bu çalışmalardan sadece birkaçı. Hepsi de aslına uygun olarak restore edildi.”
Başta Balkanlar olmak üzere Osmanlı eserlerine Türkiye’nin sahip çıkmasının bu bölgelerde yaşayan Türk ve Müslümanlar için önemli bir manevi destek ve moral olduğunu ifade eden Kulaklıkaya buralarda bayındırlık çalışmalarının yanı sıra meslek edindirme kursları, hayvancılık, seracılık gibi projeleri de hayata geçirdiklerini anlattı.

İTİBARIMIZ İÇİN
Devletten gördükleri büyük desteğin yanı sıra, sivil toplum kuruluşlarından ve şirketlerden de bağış aldıklarını belirten Kulaklıkaya, TİKA’nin bütçesinin ve imkanlarının çok arttığını kaydetti. Kulaklıkaya, TİKA’nın birçok ülkede koordinasyon merkezi açtığını hatırlatarak şunları söyledi: “Buraları Türkiye’ye yakışır mekanlar haline getirmeyi amaçlıyoruz. Türkiye büyük, zengin bir ülke ve imparatorluğun varisi. Görüntüsünün çok ötesinde algılanıyor. Bizim de bunları sergilememiz gerekiyor. TİKA, Türkiye’nin dış dünyadaki imajıyla çok ilgili.”

ORHUN VADİSİ GÜN SAYIYOR
Yürütülen çalışmalarla Türk tarihine hizmet edildiğini, Sultan Sancar ve Hoca Ahmet Yesevi türbeleri ile Orhun Abideleri gibi tarihî birikimlerin de dünya kültür mirasına kazandırıldığını ifade eden TİKA Başkanı, “Bilge Kağan Karayolu yıl sonuna kalmadan hizmete açılacak. Üstelik Orhun Vadisi’ndeki miras için de müze yapılıyor” diye konuştu.

Image

Müze şehir: AKKA
İsrail’de, camileri, burçları, kervansarayları, hamamları, saat kulesi buram buram Osmanlı kokan bir kale kenti var: Akka... Dört bin yıllık geçmişiyle tarihin en eski limanı olma özelliğini koruyan Akka’nın her sokağında Osmanlı rüzgarı esiyor. Burayı uzun süre yöneten Osmanlı Valisi Cezzar Ahmet Paşa’nın inşa ettirdiği eserler restorasyonu yapılarak yeniden görücüye çıkmış. Bunlardan biri olan Türk hamamı şimdi müze olarak kullanılıyor. Özel bir mimari tarza sahip bulunan hamamda, ziyaretçilere 6 dilde yapılan yayınla, Osmanlının o bölgedeki kültürünü anlatılıyor.

ABDÜLHAMİD’E HEDİYE
Akka Kalesinin içerisindeki turistleri ağırlayan kervansarayın girişinde özel ince işlemeleriyle Sultan Abdülhamid Han’ın tahta çıkışının 30. yıl dönümü adına 1906 yılında inşa edilmiş büyük bir saat kulesi dikkat çekiyor. Kulenin üzerinde ise Genç Parti’nin bugün kullandığı amblem var. İslamiyetin sembolü minareler, Türkiye’deki gibi ince uzun haliyle göklere tırmanıyor.

Image

Medeniyet farkı!

Bir tarafta Avrupa’ya temizlik götüren Türk hamamları, diğer tarafta saray duvarlarında maymunlara bit kırdıran Avrupalı resimleri...

Yurt dışında, “Osmanlı” ve “Türkiye” denildiğinde akla ilk gelenlerden biri de Türk hamamlarıdır. Hamamlar, Osmanlı mimarlık tarihinde şaheser olarak yer bulurken, aynı zamanda medeniyetimizin temizliğe verdiği önemi anlatması bakımından da birer şeref vesikalarıdır. Şimdi vereceğimiz örnek bunu çok iyi ifade ediyor. Viyana’da Schönbrunn Sarayı’nın duvarında yapılan dev resim, yıllardan beri anlamını bilmeden söylediğimiz, çeşitli eski eşyaların satıldığı yerlere verilen “bitpazarı” deyiminin manasını bize anlatıyor. Resim, Ortaçağ’da Brüksel’deki bir bitpazarını gösteriyor. O çağların Avrupa’sında yıkanmak pek adet olmadığı için herkes bitli gezermiş. Şehir meydanlarına kurulan pazarlarda kuyruğa girer ve bit ayıklamakta çok maharetli bir maymunun önünde kafalarını eğerek bitlerini kırdırırlarmış. Resimde tahta bir platform üzerindeki maymun ve önünde kafalarını eğmiş Avrupalılar görülüyor. Ama o dönemde Türk’ü simgeleyen hamamlarda, aslan ağzından gürül gürül fışkıran kaynar sularla yıkanılarak temizliğin sembolü olduklarını gösterirlerdi. Osmanlı’nın iz bıraktığı Balkanlar ve Kuzey Afrika coğrafyasında Türk hamamının namı almış yürümüştü. Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de 16. yüzyıldan kalma Türk hamamları ve kente özgü termal kaplıcalar kentin en değerli hazineleri sayılıyor. Budapeşte, Rudas, Kiraly, Roc isimli Turk hamamları çok modern bir şekilde restore edilerek hem yerli halkın hem de milyonlarca turistin çok rağbet ettiği mekanlar arasında bulunuyor.

Hazırlayan: Hayrettin Turan
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir